2 Haziran 2009 Salı
Ver Çoşkuyu Yarışması www.vercoskuyu.tv
Yarışma bildiğimiz şarkı yarışması ama bu sıralar biraz değişik yapılıyor şarkı yarışmaları…Korolar vardı sonra çocukların söylediği şarkılar ve şimdide altında koşu bandı olan birinin söylediği şarkıyı dinleyeceğiniz.Şarkıda daha ötesi eğlence programı diyebiliriz.Güzel olacağa benziyor tabi cıvık bir şey olmazsa…
Şarkı yarışmalarından bıktım diyebilirim.Türkiyede yetenek dedikleri zaman futbol ve şarkı söylemek akla geliyor yani buda ne kadar yeteneksiz olduğumuzu gösteren birşey gibi çünkü niye neden olamaz derseniz yetenek dedikleri zaman akla futbol ve şarkı söylemenin gelmesi düşünme yeteneğinimiz kısıtlı olduğunu gösteriyor.Yetenek dediğimiz bir şeyi düşünüp onu iyi yapmak.Bir ara televiyozda kaçak mı ne öyle bir program vardı adamlara görev veriyorlardı ve kimseye görünmeden o görevleri yapmaya çalışıyorlardı.Bu düşünme yeteneği kıt olan insanlar bunun bir yarışma olduğunu düşünmeyip adamın üstüne atlamışlardı KAÇAK diye…
Elemeler hakkında bilgi almak, yarışmaya katılmak için önce başvurmanız gerekiyor daha öncesinde yarışmanın web sitesine girmeniz gerekiyor
Meta TAqs:Ver Çoşkuyu Yarışması,www.vercoskuyu.tv,vercoşkuyu.com,vercoskuyu,net,vercoskuyu,org,vercoskuyu sitesi,ver coşkuyu yarışma sitesi,ver coşkuyu
Ver Coşkuyu Programı

Her gün bir yenisi çıkıyor bu ses yarışmalarının,inanın ki ben bile yetişemiyorum hangisi çıkmış hangisi bitmiş.Sizlere haber vermek için burdan yazacağım anda bir bakıyorum bir yeni ses yarışması başlamış.Bunların en son versiyonu Ver çoşkuyu isimli ses yarışması oldu.Diğer ses yarışmaları gibi buda sesinize ,yeteneğinize ve sahne performansınıza güveniyorsanız katılabileceğiniz bir
Meta TAqs:ver coşkuyu programı,Ver Coşkuyu,atv ver coşkuyu yarışması,ver coşkuyu yarışmasını izle,ver coşkuyu izle,Ver Coşkuyu seyret,ver coşkuyu yarışmacıları,ver coşkuyu yarışmasını izle seyret,ver coşkuyu,vercoşkuyu
30 Mayıs 2009 Cumartesi
Ver Coşkuyu Başvuru
ATV’DE YEPYENİ, EĞLENCELİ VE HEYECANLI BİR PROGRAM BAŞLIYOR.
“VER COŞKUYU” ADIYLA BAŞLAYACAK OLAN YENİ PROGRAMDA ŞARKI YARIŞMALARININ EĞLENCESİ VE AKSİYON YARIŞMALARININ HEYECANI BULUŞUYOR. TÜRKİYE’DE İLK DEFA İKİSİ BİRARADA… HEM ŞARKILAR SÖYLENECEK, HEM HEYECAN DOLU OYUNLARLA EĞLENİLECEK.
AİLELER…
ÇOCUKLAR…
ARKADAŞLAR…
KOMŞULAR
VE…
KENDİNE GÜVENEN HERKES!!!
ŞARKISINI SÖYLEMEK İÇİN ÇALIŞACAK. ÇÜNKÜ BURADA ŞARKI SÖYLEMEK HİÇ DE KOLAY OLMAYACAK. “VER COŞKUYU” DA YARIŞMACILAR HEM ŞARKILARINI SÖYLEYECEKLER HEM DE ŞARKILARINI SÖYLERKEN HER TÜRLÜ SÜRPRİZE DE HAZIRLIKLI OLACAKLAR.
İSTERSENİZ TEK BAŞINIZA PERFORMANSINIZI SERGİLEYEREK ŞARKINIZI SÖYLEYEBİLER VE EN İYİ OLUP RAKİPLERİNİZİ ELEMEK İÇİN MÜCADELE VEREBİLİRSİNİZ.
İSTERSENİZ SEÇTİĞİNİZ KİŞİLERLE BİRLİKTE GRUBUNUZU OLUŞTURARAK ŞARKI SÖYLEYEBİLİRSİNİZ.
GRUBUNUZLA BİRLİKTE DİĞER GRUPLARLA KARŞILIKLI YARIŞARAK , ONLARIN KAYBETMESİNİ SAĞLAMAYA ÇALIŞIP KAZANAN OLMAK İÇİN MÜCADELE EDEBİLİRSİNİZ.
EN İYİ OLARAK ELİNİZDEN GELENİ YAPIN VE KAZANAN SİZ OLUN.
2 DAKİKA BOYUNCA ŞARKINIZI SÖYLEMEYE ÇALIŞACAKSINIZ. HER NEYLE KARŞILAŞIRSANIZ KARŞILAŞIN, TÜM ZORLUKLARA, TÜM MÜDAHALELERE KARŞI HİÇ DURMADAN ŞARKINIZI SÖYLEMENİZ VE 2 DAKİKAYI DOLDURMANIZ GEREKİYOR.
ŞARKILAR BAZEN ATILAN YUMURTALARA KARŞI, BAZEN DÖNEN BİR PLATFORMUN ÜZERİNDE,BAZEN BUZ DOLU BİR KABIN İÇİNDE YA DA FARKLI BİR ÇOK ZORLUĞA RAĞMEN SÖYLENECEK….
İSTER TEK BAŞINA, İSTERLERSE SEÇTİKLERİ GRUPLARLA YARIŞACAK OLAN YARIŞMACILAR SAHNEDE ŞARKI SÖYLERLERKEN HER NE OLURSA OLSUN, ASLA DURMADAN VE PES ETMEDEN ŞARKILARINI SÖYLEMEYE DEVAM ETMEK ZORUNDALAR.
AMA TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN MÜCADELE EDİP ŞARKILARINI SÖYLERKEN SEYİRCİLERİ ETKİLEMEK VE ONLARI EĞLENDİRMEK DE ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ…
ÇÜNKÜ HER MÜCADELELİ ETABIN ARDINDAN EĞER YARIŞMACI 2 DAKİKAYI BAŞARILI BİR ŞEKİLDE BİTİREMEMİŞ İSE JÜRİ KARARIYLA BİRİNCİLER SEÇİLECEK.
ETAPLARDAN SONRA SEÇİLEN BİRİNCİLER İÇİNDEN KİMLERİN FİNALE ÇIKACAĞINA İSE SEYİRCİLER KARAR VERECEK. ŞARKINIZ VE PERFORMANSINIZLA SEYİRCİLERİ NE KADAR ÇOK ETKİLERSENİZ FİNALİST OLMA ŞANSINIZ O KADAR ARTAR.
“VER COŞKUYU” CENK EREN’İN SUNUMUYLA İZLEYİCELERE KEYİFLİ ANLAR YAŞATACAK.
ŞARKI SÖYLEMEK YÜREK İSTER… ŞARKI SÖYLEMEK İNAT İSTER… NE OLURSA OLSUN ŞARKIMI SÖYLERİM ASLA DURMAM ASLA PES ETMEM DİYORSANIZ SİZDE BAŞVURUN.
SEÇMELER;
20-21 MAYIS İSTANBUL AKGÜN OTEL
22 MAYIS İZMİR EGE PALAS OTEL
23 MAYIS ANTALYA LİMAK LARA OTEL
24 MAYIS ANKARA HOTEL HOUSTON
25 MAYIS ADANA SEYHAN OTEL
26 MAYIS TRABZON SAYLAMLAR OTEL
VE 27-28-29 MAYIS İSTANBUL AKGÜN OTEL’DE…
BAŞVURULARINIZI www.vercoskuyu.gen.tr ADRESİNE YAPABİLİR.
0212 300 07 88 DANIŞMA HATTINI ARAYABİLİRSİNİZ.
EĞLENCE PROGRAMI VE ŞARKI YARIŞMASI KONSEPTLERİNİ BİRLEŞTİREN VE DÜNYAYI KASIP KAVURAN “VER COŞKUYU” ÇOK YAKINDA ATV’DE…
Başvuru Formu
Adınız
Soyadınız
Doğum Yeriniz
Doğum Tarihiniz Gün Ay Yıl
Cinsiyetiniz Erkek Kadın
E-Posta Adresiniz
Ev Telefonunuz + +
Cep Telefonunuz +
İş Telefonunuz + +
İkamet Adresiniz
Yaşadığınız Şehir
Daha önce müzik ile ilgili neler yaptınız? Açıklayınız.
Hangi okullarda okudunuz?
Müzikle ilgili eğitim aldınız mı? (açıklayınız)
Mesleğiniz nedir?
Kaç yıldır bu mesleği yapıyorsunuz? (eğer mesleğinizi yapmıyorsanız şu anki işinizi ve daha önce yaptığınız işleri de belirtiniz.)
Ver Coşkuyu Programına katılma sebebiniz nedir ve katılabilmek için hangi özelliklerinize güveniyorsunuz?
Seçme şansınız olsa, yarışmada hangi şarkıyı seslendirmek istersiniz?
Doğuştan ya da sonradan oluşan kalıcı fiziki bir engeliniz veya psikolojik bir rahatsızlığınız var mı? (varsa açıklayınız)
Herhangi bir suçtan dolayı hüküm giydiniz mi?
(cevabınız evet ise açıklayınız)
Yarışmaya aile, akraba ya da arkadaşlarınızdan birlikte katılmak isteyeceğiniz kimse var mı? Evet Hayır
Kimler ve size yakınlık derecesi nedir?
İsimleri nelerdir?
Görüşmeyi hangi ilde yapmak istersiniz?
İlk fotoğrafınız
İkinci fotoğrafınız (İlkinden farklı)
Birlikte katılmak istediğiniz kişiler varsa onlarla bir fotoğrafınızıda ekleyiniz.
* YARIŞMAYA KATILABİLMEK İÇİN; 18 YAŞIN ÜSTÜNDE OLMANIZ VE YAKIN TARİHTE ÇEKİLMİŞ EN AZ 2 ADET FARKLI FOTOĞRAFINIZI GÖNDERMENİZ GEREKMEKTEDİR. RESİMSİZ BAŞVURULAR KABUL EDİLMEYECEKTİR.
Ver coşkuyu acıt canı kap reytingi
Türkiye gibi grup davranışlarının başat olduğu toplumlarda, yaygın fikirlere 'direnme hakkı' sadece 'başaran' bireylere, o da başarıları devam ettiği sürece tanınır
Ekrandaki reality şovların, yani sokaktaki insanların katıldığı, yarıştığı, birbirini oyladığı, üretimi ucuz ve bu nedenle, TV kanalları ve yapım firmalarının bayıldığı formatın bize yansıttığı Türkiye ne yazık ki pek de iç açıcı değil. Kendimize, ne olduğumuza ilişkin “efsanelerimiz” birer birer yıkılıyor. Yemekteyiz programını seyrediyor ve bu toplumda ne kadar kolay yalan söyleyenebildiğini, “zafer” için her yolun geçerli olduğunu ve sanılanın aksine, pek de misafirperver bir millet olmadığımızı görüyoruz. Üstelik, bu işler öylesine kanıksanmış ki, yarışmacılar bunları dert etmediği gibi birbirlerine görgü öğretmeye, akıl vermeye devam ediyorlar. Oysa, şova katılanların çoğuna bakarak söylüyorum, pek “görgülü”, hatta “edepli” olmadığımız ortada.
Son yıllarda iyice görünür hâle gelen bir başka “toplumsal arıza” var ki, iyice yaygınlaşmakta olduğunu fark ettiğimden, yazmadan yapamayacağım. TV’lerde başkalarının acılarından, başarısızlığından, yenilgisinden ya da en hafifinden, budalalığından zevk alma eğilimini körükleyen programlar daha da izlenir oluyor. Bu tuhaf davranışın popüler kültürle ilişkisini ilk olarak Adorno formüle etmiş ve bu marazi durum için, Almanca ve Germanik kökenli birçok dilde bir versiyonu olan, schaden (zarar verme) ve freude (haz alma) sözcüklerinin birleşiminden olan “schadenfreude” kavramını kullanmıştı. Özetlersek, başkalarında gözlemlenen başarısızlıklardan sadistik bir zevk alma durumudur bu. Türkçe’de tam bir karşılığı yok diye aman umutlanmayın, bu davranışın binbir çeşidi hemen her gün ekranlarda bolca üstümüze boca ediliyor. İşin tehlikeli yanı, bu işten zevk alanlar, “kurbanlar” (“başarısızlar”, “kaybedenler”) ile sanki bir empati kuruyormuş gibi yapıyorlar. Örneğin, izdivaç programlarında hevesle evlendirilmeye çalışılanlara bakınca, “dayanışmacı” bir toplumun “gurur verici” bir desteğiyle karşı karşıya kaldığınızı düşünüyorsunuz, değil mi? Ama hele bir o “desteklenen”, sembolik olarak konumlandırıldığı yeri (toplumsalın dibini, “ezik” konumunu) bir beğenmesin, mikrofonu kapan başlıyor veryansına, linç genişliyor, stüdyodan ekranlara akıyor. Diyelim ki, yoksulluğu hâlinden, tavrından anlaşılan güzelce bir kadın “beklenildiği” gibi, kendine bakacak bir “beye” ihtiyaç duyuyor; o anda, sunucudan izleyiciye herkes “imeceye” katılıyor. Ne güzel, değil mi? Ama aynı kadın, evleneceği erkeğin biraz da “yakışıklı” olmasını, ondan fiziksel olarak da hoşlanmak istediğini söylemesin, ortalık birbirine giriyor. Yoksulluğu ile kadın anında “yüzleştiriliyor”, bu da yetmiyor, bir de bugüne kadar “başarısız” olduğu ezik yaşamı sorgulanıyor. Ona “hakkının” sadece parası olan bir adam olduğu anında öğretiliyor. Alın size, “dayanışmacı” olduğunu iddia ettiğiniz toplum efsanesi ve sönümü.
Gladyatörler ve plepler
Günümüz medya çalışmalarında izleyici davranışını açıklamak için artık sıkça schadenfreude kavramına başvuruluyor ve kavram, Festinger’in “toplumsal karşılaştırma” (social comparison) kuramı ile ilişkilendiriliyor. Sosyal psikolojinin muteber kuramcısı Festinger, insanların fikirlerini oluştururken önce etrafındakilerin fikirlerine baktığını, onlarınkilerle kendi fikirlerini karşılaştırdıklarını, sonra da genellikle çoğunluğunkini benimsediklerini söyler. Grup dinamiğinde ise, yaygın ve kabul görmüş olan fikirler, tekil ve farklı fikirleri olan bireylere “grup baskısı” olarak empoze edilir. Festinger, “başkalarının acıları” durumunu açıklamaktan çok grup baskısı durumuna gönderme yapsa da, perspektifi bu durumu da açıklamaya da uygundur. Örneğin, Türkiye gibi grup davranışlarının başat olduğu toplumlarda yaygın fikirlere “direnme hakkı” sadece “başaran” bireylere, o da başarıları devam ettiği sürece tanınır. Hatırlayın Süreyya Ayhan’ın başına gelenleri. Sosyolojik profiline göre, tipik bir “toplumsal ezik” durumunda olması gereken bu atletimiz (üstelik yuva yıkan bir kadındı!), başarısızlığa uğradığı andan itibaren toplumsal linçe uğramıştı. Zaten araştırmalar, başkalarının başarısızlığından en “zevklenenlerin”, kendisinin de başarısız olduğunu düşünen, kendine güveni düşük kişiler olduğunu gösteriyor. Roma’da, gladyatörleri aslanlara yedirmek için çığlık atanların başında plepler gelirdi. Baksanıza, Okan’ın programına telefon eden “serseme” gülmek, “salakça” konuşmalarından “zevklenmek” için tüm stüdyo sıraya giriyor; Mehmet Ali ise çok daha cin, buldu mu “madeni” başlıyor inceden işlemeye, sonunda “sazan”, programın “neşesi” oluyor. İzleyicinin ilgisi zirve yaptığına göre, “zavallıların”, “eziklerin”, “sersemlerin” ekranda bulunmasına bir engel yok zaten. RTÜK, çok daha derin, “ahlaki” mevzularla ilgilendiğinden, “medya etiği” ile zaman kaybetmiyor!
Bu yazıyı yazmama vesile olan, yazın başlayacak ve yapımcılarına göre toplumsal dertlerimize “ilaç olacak” bir program. Yapımcısı aynen şöyle söylüyor: “Yarışmacı bir yandan sahnede şarkı söylemeye çalışırken, diğer yandan da yapılan şakalara, kurulan tuzaklara göğüs germeye çalışacak. Bu şakalar da pek alışıldık türden değil! Örneğin, özenle giyinmiş, son derece şık, güzel bir genç kız elinde mikrofon sahnede döktürürken bir anda başından aşağı kapkara böcekler dökülecek veya kendini bir anda buzlu suyla dolu bir varilin içinde bulacak”. Gerçekten de çok “komik”, değil mi? Birileri “küçük düşecek”, “rezil olacak” bunu da bir jüri puanlayacak anlaşılan. Bu neyin jürisi olacak acaba, kimlerden oluşacak? “Ezik” uzmanlarından mı?
Programın ismi, schadenfreude kavramını doğrudan açıklıyor zaten Ver coşkuyu! İki üç yıldır neredeyse bir slogana dönüşen, reklamlarda sıkça kullanılan bu sözün argodaki anlamı, “heyecanlandırmak”, “ayaklandırmak”, “harekete geçirmek” değil miydi? Ver coşkuyu ki, başkalarının başarısızlıklarına hevesle, zevkle gülelim, gülmekten geberelim. 2003’te kaybettiğimiz Neil Postman, 1985’te yayımlanan ve artık bir medya klasiği olarak kabul edilen kitabında, televizyonu enine boyuna tartışmıştı. Kitabın adı mı neydi? Amusing Ourselves to Death, Türkçe’ye Televizyon: Öldüren Eğlence (Ayrıntı Yayınları, 1994) başlığıyla çevrilmişti. Çok başarılı bulduğum çeviriye ve çevirmenine (Osman Akınhay) asla saygısızlık etmek istemem, schadenfreude kavramını da düşününce, kitabı “Ekranda Ölümüne Eğleniyoruz” diye çevirmek isteyebileceğimi düşünmeden edemedim. Kitabın Türkiye’de baskısı tükendi çoktan, okuyanı kalmadı.
Meta Taqs:Ver coşkuyu,acıt canı,kap reytingi,Ver coşkuyu.tv,vercoşkuyu,vercoşkuyu.tv,ver coşkuyu yarışmasını izle,ver coşkuyu seyret,ver coşkuyu















